El ele tutuşup bir çember...

  Çocukken hepimiz el ele tutuşup bir çember oluşturup, şarkılar söyleyip dönmüşüzdür. Bu içten gelen ve doğaçlama ortaya çıkan eğlence aslında büyük  bir törendir. 

  Küçükken bir çember oluşturmak bize çok basit gelirdi. Çünkü o zamanlar daha yaşam yüreğimize kalın duvarlar örmemişti. El ele tutuşup dönmek, bu evrendeki bütünselliği en kolay yakalama yoludur. Şimdi yaşlar 20, 30, 40, 50 oldu, hadi kolaysa el ele tutuşup arkadaşlarınızla bir çember yapın veya sevdiklerinizle. Korkarsınız. Yapamazsınız. Çünkü bu çok güçlü bir bağ kurar. Aklıma düğünlerde çekilen halaylar geldi. El ele tutuşup grup halinde dans etmek düğün derneklerde hala mümkün. Eskiden dans etme geleneği çok önemliydi. Şimdi o eskiden kalan bilgelik modern yaşamın getirdiği yozlaşmayla unutuldu. Çünkü el ele tutuşup çember yapmak ve de dönmek, insanı egolarından arındırır, bir bütün yapar. Herşeyinle evrene ait olduğunu hissedersin. Yalnızlık yalan olur. Eskiden belki teknoloji yoktu, ama teknik, yol ve de bilgelik vardı. Görünenin arkasında bugün fark edemediğimiz çok önemli, çok geniş kaynaklar yatıyor. Biz modernleşen insanlar ise sadece izleyici kalıyoruz. Dar kalıpların içinde nefes dahi almadan evden işe, işten eve... Evrenin bütünselliğinden sahte illüzyonlarla sıyrılıyoruz. Halbuki ne kadar basit el ele tutuşup bir çember oluşturmak. Komik, saçma, çocukça olabilir ama kendini çok mutlu hissedeceksin. Çünkü yapıştırmalarla ve etiketlerle donatılmış kimliğinden eser kalmayacak. 

  En kötüsü ne biliyor musun? Biz mümkün olanları yapmaya yanaşmıyoruz. Birbirimizden destek almalıyız. İnsan buna kodlanmış. Sadece ufak bir hareket yeter. Herşeyi yapmaya özgürüz, ama yapmayız. Çünkü diğer insanlar vardır, yabancılar. Ne düşünürler bizim hakkımızda. Yabancılar bizi kendimize yabancı yapar. 

  Çocukken yakalanan aslında insanın en temelinde yatan bilgeliktir. Ve o bilgelik hala senin içinde ama uyandırılması gerekiyor. Günümüzde bunu uyandıran en güçlü şey aşk ve sevgi. Sevgilinizle el ele tutuşursunuz, kendi varlığınızdan sıyrılıp onunla bir bütün olursunuz. Sadece bir insanla bu bilinç uyanır. Ben diyorum ki hep uyanık olsun. Bir başkasının uyandırmasını beklemeyelim. Çünkü aşk bitince ellerin bomboş kalır ve acı çekersin, çünkü kendi yükün ağır gelir. Aslında senin sevdiğin uyanmış olmaktır, kimliğinden sıyrılmış olmak. Çünkü aşk seni özgür kılar. Çevremizde bir sürü insan var. Onları seviyoruz ama tek başına olma illüzyonu gözlerimizi bağlamış, göremiyoruz nelere sahip olduğumuzu. Dans yok, çember yok, şarkı yok... 

  Yakınlarının, sevdiklerinin varlığını, yaşamsallığını onure etmen, şükran duyman hayatının akışını değiştirecek.

 

9 Nisan 2004

Yazan: Nergis Tuncil