Eskisi gibi değil buralar, durmadan değişiyor her şey, bir tek umut etmek dışında. O doyuruyor bunca açı, sevgisizi, hastayı, yalnızı... Kimse kimseyi tanımaz olmuş, kimse kimseyi dinlemez.

Eskisi gibi değil buralar, soluduğum havanın tadı bir başka, gülüşler manalı. En kalabalık caddeleri bile, insanların kalplerindeki sessizlik esir almış.

Eskisi gibi değil buralar, bakışlar birbirinin aynı, istekler birbirinin aynı olmuş. Sanki bir gece, ansızın herkesin evine giren hırsız, hiçbir şey çalmadan güvensizliği doğurup bırakmış. Ve bu sahipsiz bebeği gören bizler, büyütmeye gönüllü olmuşuz, bir evlat gibi güvensizliği bağrımıza basmışız.

Eskisi gibi değil buralar, toprağın bereketi kaçmış. Güvensiz büyüyen çocuklar zehir salkımlarını bile bile yemekten, yedirtmekten sakınmaz olmuş.

Eskisi gibi değil buralar, genişledikçe, büyüdükçe sana' yi, bana iyi gelmemiş buralar. Beğenmez olmuşuz, yakınır olmuşuz. Evlat edindiğimiz çocuğun elinden tutarken öksüz, yetim kalmışız.

 

Bir balıkçı köyünün iskelesinde bırakıp gittiğimiz insanlık, ufukta bir gemi gördüğünde heyecanla geri döndüğümüzü sanırmış. Ama gemilerin rotasından çıkmasına emir yok, belge yok, izin yok. Geri dönmek yasak değil. Eğer o çocuğun senin özünde olmadığını fark edersen, tek başına atlatacağın fırtınalardan korkmadan insanlığa geri dönmek mümkün. Ama ne mümkün.

Eskisi gibi değil buralar, dünyanın kirlendiğini haykıran dalgalar şiddetle, öfkeyle kıyıya çarpmaktalar. Sen, ben herkes görmüş bu öfkeyi, kızgınlığı. Belki bu nedenden dolayı dalıp, dalıp gidiyoruz tropikal denizlerin yeşilliğine, kaybolmak istiyoruz perdesi incelen atmosferin içinde.

Eskisi gibi değil buralar, dert kaplamış dört bir yanı. Can bedenden ayrı kalır mı, insan soluksuz yaşar mı, bu dünya bizsiz...

Eskisi gibi değil buralar, bir bezmişlik sarmış dostu, düşmanı. Ezip geçmek istiyor daha dün ekmiş olduğum fidanları, düşünceleri, sevgiyi. Bedelsiz olsun diyorlar, kimse yaptığının bedelini ödemek istemiyor.

Daha yeniye, daha büyüğüne, güçlüsüne, evlat edinilmiş güvensizlikle sarılmak, zaferin allak bullak edici sarhoşluğundan ayılamayan savaşçıların, hazin sonunu hazırlar. Hazin son, her hayat savaşçısının korkulu rüyasıdır. Ama eskisi gibi değil buralar diyerek sarhoş olmaktan kendini mahrum eden, savaşmaktansa ölmeyi yeğleyen, bin bir gündüz masallarını dinleyerek yatağında mışıl, mışıl uyuyanlara, eskisi gibi değil buralar diyen.

11 Eylül 2003

Akşam üzeri

Yazan: Nergis Tuncil