![]() |
|
Etkilenmemek mümkün mü? Konfüçyüs içsel doğruluk hakkında şunları söyler: Üstün insan odasında oturur. Sözleri iyi söylenmişse, binlerce mil öteden onaylanır. Hem de yakındakilerin kabul ettiğinden çok daha fazla. Üstün insan, odasında otururken sözlerini iyi söylemezse millerce öteden ona karşı çıkılır. Hem de yakındakilerden çok daha fazla. Sözcükler, birinin kendi yakınlarının çok daha ötesine giderek insanları etkiler. Eylemler, el erimi uzaklıkta doğar: ama çok uzaktan görünür. Sözler ve işler üstün insanın oku ile yayıdır. Yay ile ok kımıldadıkça onur ile onursuzluk getirirler. Üstün kişi sözleri, işleriyle göğe de gider yere de. İnsan bunları yaparken, söylerken dikkatli olması gerekmez mi? Bugünlerde Amerikalı yazar Hemingway'in ''Afrika'nın yeşil tepeleri'' adlı kitabını okuyorum. Aslında hiç ilgimi çekmez avcılık ve kanlı safari öyküleri, ama elim uzandı bir kere... İyi bir yazar insana avlanmayı bile sevdiriyor galiba. Kitabı okumaya başladığımdan beri avcılar hakkındaki fikirlerim değişti. Avcıların avladıkları hayvanları gerçekten sevdiklerini, önemsediklerini ve de avlanmayı bambaşka hisler içinde yaptıklarını anlamaya başladım. Bir hayvanı avlamak ve de etinden faydalanmak kısmından bahsediyorum tabii ki... Hemingway bu kitabında, kendi hayatı ve de yazarlık hakkında da çok önemli noktalara değiniyor. Bir yazarın iç sesini duymak, doğrularını işitmek Afrika'nın sıcağını insana unutturuyor. Yanı başınıza geliyor ve de biri size içini tüm samimiyetiyle döküyor. Hemingway Nobel ödüllü bir yazar. İyi yazmayı önemsemiş, iyi yazanları bilmiş, ama kendi yeteneğini de görmezlikten gelmemiş. Gözlemlediği gerçekleri yalın bir anlatımla romanlarına koymuş. Sanırım Nobel ödülü alabilmek için, iyi bir hikayenin yanında arkasına sırtını dayayabileceğin, dünyaya haykırmak, anlatmak ve de insanlığa armağan etmek istediğin, canını yakan veya yakmasını engelleyen tespitlerin, işaretlerin olması gerekiyor. Doğruları en çarpıcı ve akılcı bir biçimde okuyucuya sunma yeteneğini de unutmayalım. Sadece edebi dille zamanından çalan hikayelerle nesiller boyu okuyucuyu tatmin edemiyorsun. Öyle bir yerden girmelisin ki bugün ve de yarın hep canlı kalmalı, ateşi sönmemeli, büyüsü kaçmamalı, okuyucuya ulaşmayı başarmalı. İyi bir yazar, ödül almayı değil, insanlığa ödül vermeyi ister. Yüzyıllar geçse bile hatırlanmayı, değerinden kaybetmemeyi ve de anlaşılmayı. Zaten zaman en iyi ödüldür. Konfüçyüs'ün hala sözleri buralarda yankılanıyorsa, ölümsüzlük tacıyla hala yaşıyor demektir. Bazı iyi yazarlar da yazmak için yazmışlardır. Ortaya çıkan eserin okunması, alkışlanması umurunda olmadan göçüp gitmişlerdir. Ve de tek tek yazdığı sayfaların uzak diyarlardaki kitapçıların raflarına konulduğunu, okullarda ders diye okutulduğunu, adını bile bilmediği ülkelerin dillerine çevrildiğini bilmeden...
23 Şubat 2006 Yazan:
Nergis Tuncil Nergis Tuncil'e e-mail göndermek isterseniz adres: cizmelikedi007@yahoo.com
|